logo
add image
OR-KOOP

Türkiye’de Kooperatifçilik

Anadolu’da ortaya çıkan ahilik modeli bu topraklardaki kooperatifçilik ilkelerine benzer özellikler taşıyan kooperatifçiliğin ilk örneklerini oluşturmaktadır. Modern anlamda ise ülkemizdeki bugünkü Türk Kooperatifçilik hareketinin başlangıcı olarakta Osmanlı İmparatorluğu döneminde Mithat Paşa’nın kurduğu “Memleket Sandıkları” kabul edilmektedir. İmparatorluk sınırları içinde yer alan Pirot kasabasında 1863 yılı Kasım ayında kurulan “Memleket Sandıkları” Türk Kooperatifçiliğinin ilk uygulaması sayılmaktadır. Uygulanan modelden başarılı sonuçlar alınmasından sonra 1867 yılında çıkarılan “Memleket Sandıkları Nizamnamesi” ile bir devlet politikası olarak modeltüm ülkede uygulanmaya başlanmıştır. Uygulama sonuçlarına ve ihtiyaçlara bağlı olarakMemleket Sandıkları önce Menafi Sandıklarına dönüşmüş, sonrasının Ziraat Bankasının kuruluşuna tüm sermayesiyle katkı vermiştir. Bugünkü Ziraat Bankasının temelini oluşturmuşlardır.

Birinci Dünya Savaşının ardından Yeni Cumhuriyetin Kurulmasından sonra Kurtuluş Savaşının yaralarını sarmak, ekonomik olarak yoksullaşan, üretim gücünü kaybeden ülkenin ekonomik ve sosyal olarak güç kazanması ve harekete geçmesi için halkın dayanışma ve ortaklık bilinci içinde ülkenin yeniden inşa edilmesi için kooperatifler en önemli model olarak görülmüştür. Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü kooperatifçiliğin gelişmesi için çalışmalara önem vermişlerdir. Ekonominin daha çok tarıma bağlı olması ve tarım sektörünün de 1930’larda yaşanılan krizden etkilenmiş olması nedeniyle çiftçilere finansman sağlama ve tarım ürünlerini pazarlama konularında kooperatifler ile ilgili çalışmalar başlatılmıştır. Bunun sonucu olarak 1935 yılında 2834 sayılı “Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri Hakkında Kanun” ile 2836 sayılı “Tarım Kredi Kooperatifleri Kanunu” çıkarılmıştır. Bunların dışında kalan kooperatifler için Kooperatifler Kanununun çıkarılmasına kadar geçen sürede Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanmıştır.

Türkiye’de 1960’lı yıllara gelindiğinde başta işsizlik olmak üzere ekonomik ve sosyal sorunlar artmış, bunun sonucu olarak ekonomik ve sosyal alanda planlama dönemine geçilmiştir. Planlama döneminde kırsal alanda üretimi artırmak, kentlerde istihdam oluşturmak amacıyla birtakım politikalar geliştirilmiştir. 1956 yılında uygulamaya konulan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda “Ticaret Şirketleri” ile ilgili kısmın sonunda (Md. 485-502) kooperatiflerle ilgili düzenlemelere yer verilmiştir. Bununla birlikte 1960’tan sonra devletin kooperatifçiliğe verdiği önem, 1961 Anayasasına ilk defa kooperatifçilikle ilgili hükümler (Md. 51 ve 52.) konulmasıyla somut bir hal almıştır. Ayrıca 1963’ten sonra kooperatifler kalkınma planı ve yıllık programlarda da yer almaya başlamıştır.


OR-KOOP



Yaşanan bu gelişmeler doğrultusunda, gerek kooperatiflerin kendine özgü bir kanuna ihtiyaç duymaları gerekse devletin bu işletmelere verdiği önemin bir sonucu olarak yaklaşık 25 yıllık hazırlık çalışmaları neticesinde “Kooperatifler Kanunu” 1969 yılında hayata geçirilmiştir. Sonraki yıllarda da bu anlayış korunmuş ve 1982 Anayasasının 171’inci maddesindeki açık hüküm doğrultusunda devlete kooperatifçiliğin geliştirilmesi için gerekli tedbirleri alma görevi verilmiştir. Kooperatifler Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle; tüketim kooperatifleri, kredi ve kefalet kooperatifleri, tarımsal amaçlı kooperatifler ve konut kooperatifleri sayısal olarak artmış, kooperatiflerin üst örgütlenmesi kanunileştirilmiş ve yeni kooperatif türleri olarak üretim kooperatifleri, temin tevzi kooperatifleri ile ulaştırma sektöründe faaliyet gösteren kooperatifler kurulmuştur. Bu dönemde kooperatifçiliğin geliştirilmesi konusunda kalkınma plan ve programlarında sürekli olarak yer verilmiştir. Yine bu dönemde Devlet kooperatiflerin gelişiminde etkin bir rol üstlenmiş ve Devletin de desteğiyle tarım satış kooperatif ve birlikleri, tarım kredi kooperatifleri ve pancar ekicileri kooperatifleri yatırımlar yaparak sanayi tesisleri kurmuş ve faaliyetlerin çeşitlenmesi nedeniyle kooperatiflere bağlı ticari ortaklıklar ortaya çıkmıştır.

Dünyada 80’li yıllardan sonra ekonomik ve sosyal yaşam ile kamu yönetimi anlayışındaki değişimlerin sonucu olarak devletlerin; ekonomik ve sosyal alanda rollerini azaltmaya, idari, politik ve ekonomik yapıları serbestleştirmeye ve yerelleştirmeye, planlı ekonomiden piyasa ekonomisine geçmeye ve farklı ekonomik sektörlerin gelişimini dengelemeye doğru yöneldikleri bir süreç yaşanmıştır. Ancak bu süreç dünyada global sorunları çözmekten çok yoksulluk ve işsizliğin ve de açlık tehlikesinin artmasına yol açmıştır. Tercih edilen ekonomik model dünyaya refahtan çok ekonomik ve sosyal konularda sorunların daha da artmasına yol açmıştır. Başta BM olmak üzere uluslararası örgütler kooperatiflerin kurulduğu günden beri elde ettikleri başarıları bazı çevrelerin engellemelerine karşın duyurmaya ve farkındalığı artırmaya başlamıştır. BM 2012 yılını Uluslararası Kooperatifler Yılı ilan etmiştir. Çünkü kooperatiflertarihin her döneminde kendi kendine yardım eden ve kendi sorumluluklarını yüklenen ekonomik dayanışma örgütleri, gelişmiş birçok ülkede ortaya çıkan bu boşluğu büyük ölçüde doldurmuştur. Bu açıdan, son dönemlerde uluslararası kuruluşlar ve bölgesel kuruluşlar tarafından devletlerin kooperatiflere olan yaklaşımları konusunda yapılan çalışmalar da hız ve önem kazanmıştır.


OR-KOOP



Tarihimizde kooperatifçilik alanında ilk yasal düzenleme, 1867 yılında Mithat Paşa tarafından bizzat hazırlanarak Babıâli’ye sunulan “Memleket Sandıklarının Suret-i Tertibi ve Sermayesinin İdaresi ve Menafi ve Temerttüatının Sarfı Hakkında Layiha”sıdır (Memleket Sandıkları Nizamnamesi). Ardından, 28/12/1920 tarihinde TBMM’de görüşülen ve kısmen kabul edildiği halde savaş nedeniyle yasalaşma süreci tamamlanamayan “Kooperatif Şirketler Kanun Layihası”yla kooperatifçilik tekrar gündeme gelmiştir. Sakarya Meydan Savaşı sürerken kabul edilen “Ereğli HavzaiFahmiye Maden Amelesinin Hukukuna Müteallik Kanun” ile kooperatiflerin kuruluşuna imkân tanınmıştır (HAZAR, 1986). Osmanlı’da davaların kanunlara dayalı olarak görülmemesi nedeniyle uygulamada görülen keyfi davranışların önlenmesi amacıyla Fransa Ticaret Kanunu’ndan tercüme edilerek hazırlanan 1850 tarihli Ticareti Berriye Kanunu’na (KABOĞLU, 1989) 1924 yılında eklenen fıkrada ise “İşbu 15’inci maddede mezkûr üç şirketten maada kooperatif, yani ortaklık şirketleri de ticaret şirketlerindendir” denilerek “kooperatif” kelimesi artık bir hukuk terimi haline gelmiştir (TUNÇAĞIL, 2013). 29/05/1926 tarih ve 865 sayılı Ticaret Kanunu’nda da kooperatiflere ait bir bölüme yer verilmiş ve tanım maddesinde kooperatifler bir şirket türü olarak sayılmıştır. Cumhuriyet döneminde ise sırasıyla 1923 tarihli İstihsal Alım ve Satım Ortaklık Kooperatifleri Nizamnamesi, 21/04/1924 tarihli ve 498 sayılı İtibari Zirai Birlikleri Kanunu, 05/06/1929 tarihli ve 1470 Zirai Kredi Kooperatifleri Kanunu, 21/10/1935 tarihli ve 2834 sayılı Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri Kanunu ile yine 21/10/1935 tarihli ve 2836 sayılı Tarım Kredi Kooperatifleri Kanunu yürürlüğe girmiştir. Tüm kooperatifleri kapsayan ve kuruluş, işleyiş ve denetimlerine ilişkin özel hükümler içeren 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ise 1969 yılında yasalaşmıştır. Günümüzde kooperatifçilik faaliyetleri, 1982 tarihli Anayasamızın 171’inci maddesinde yer alan “Devlet, milli ekonominin yararlarını dikkate alarak, öncelikle üretimin artırılmasını tüketicinin korunmasını amaçlayan kooperatifçiliğin gelişmesini sağlayacak tedbirleri alır.” hükmü temelinde, 24/04/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanunuyla birlikte 18/04/1972 tarihli ve 1581 sayılı Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birlikleri Kanunu ve 01/06/2000 tarihli ve 4572 sayılı Tarım Satış Kooperatif ve Birlikleri Hakkında Kanun hükümlerine göre yürütülmektedir.

Görüldüğü gibi ülkemizde kooperatifçilik faaliyetleri üç kanun ile yürütülmektedir. Bu kanunlar 1969 yılında çıkarılan 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu, 1972 yılında kabul edilen 1581 sayılı Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birlikleri Kanunu ve 2000 yılında kabul edilen 4572 sayılı Tarım Satış Kooperatif ve Birlikleri Hakkında Kanunudur.


OR-KOOP



Dünyadaki gelişmelere paralel olarak Türkiye’de de kooperatifçilik sürekli gelişme göstermiştir. Bugün kooperatifler 7,5 milyona yakın insana doğrudan hitap etmesi ve faaliyet çeşitliliğiyle ekonomik ve sosyal ve kültürel yönlerden toplumun gelişmesinde önem bir rol oynar hale gelmiştir. Türkiye’de kooperatifler Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olmak üzere üç bakanlığa bağlıdır. Türkiye’de 37 farklı alanda faaliyet gösteren 53.259 kooperatif ve bunların da 7.422.994 ortağı bulunmaktadır.

Üst