Cooperatıves Europe 20 Yaşında: Avrupa’da Ekonomik Demokrasinin Geleceği
ORKOOP'un üyesi olduğu ve 2017 yılından beri yönetiminde olduğu Uluslararası Kooperatifler Birliği'nin (ICA) en büyük ve en eski kıta örgütü olan Cooperatives Europe 20. kuruluş yıl dönümünü kutladı. Bu kutlamada Cooperatives Europe yalnızca yirmi yıllık kurumsal geçmişini değerlendirmedi; aynı zamanda Avrupa'nın ekonomik ve sosyal geleceğinde kooperatiflerin nasıl bir rol üstlenmesi gerektiğini de gündeme taşıdı. 15-16 Ekim 2026 tarihlerinde Brüksel'de gerçekleştirilen etkinliklerin merkezinde ekonomik demokrasi, toplumsal katılım ve kooperatiflerin geleceği vardı. 2006 yılında kurulan Cooperatives Europe, Avrupa'daki kooperatif hareketinin ortak sesi olmak, kooperatiflerin Avrupa kurumları nezdinde tanınmasını sağlamak ve ülkeler arasındaki iş birliğini geliştirmek amacıyla önemli bir sorumluluk üstlendi. Bugün 33 ülkeden 72 üye kuruluşu temsil eden yapı, tarımdan sanayiye, enerjiden finansa, konuttan sosyal hizmetlere kadar farklı sektörlerde faaliyet gösteren kooperatifleri ortak bir platformda buluşturuyor. Bu yirmi yıllık süreç, yalnızca bir temsil örgütünün gelişimi değil, kooperatifçiliğin Avrupa ekonomisindeki yerini ve toplumsal değerini güçlendirmek için yürütülen ortak mücadelenin de ifadesidir.
Cooperatives Europe Başkanı Giuseppe Guerini'nin yıl dönümü konuşması, etkinliğin temel düşünsel çerçevesini ortaya koydu. Guerini, ekonomik karar alma süreçlerinde insanların söz sahibi olmasının yalnızca ekonomik bir mesele değil, aynı zamanda demokratik toplumun geleceği açısından temel bir konu olduğunu vurguladı. Guerini'nin yaklaşımına göre insanlar çalışma koşullarını, üretimi ve yaşadıkları bölgeleri etkileyen ekonomik kararlara katılamadıklarında ekonomik eşitsizliklerin yanı sıra demokratik katılım da zayıflıyor. Bu nedenle kooperatifler, ekonomik gücün daha adil paylaşılmasını ve insanların kendi gelecekleri üzerinde söz sahibi olmasını sağlayan önemli kurumlardır. Başkan Guerini'nin konuşmasındaki dikkat çekici ifadelerden biri, kooperatifleri “demokrasinin her gün öğrenildiği bir okul” olarak tanımlamasıydı. Bu yaklaşım, kooperatifçiliğin yalnızca ekonomik çıkarları bir araya getiren bir işletme modeli olmadığını gösteriyor. Kooperatifler; ortak karar alma, sorumluluk üstlenme, dayanışma ve demokratik yönetim kültürünün günlük yaşamda uygulandığı yapılardır. Dolayısıyla ekonomik demokrasi, kooperatiflerin varlığı kadar yönetim süreçlerine katılımın, ortakların söz ve karar hakkının ve ekonomik değerlerin adil paylaşımının da güçlendirilmesini gerektiriyor.
Yıl dönümü etkinliğinde gerçekleştirilen değerlendirmeler, kooperatiflerin Avrupa'nın ekonomik rekabet gücü, toplumsal bütünlüğü ve bölgesel kalkınması açısından taşıdığı önemi ortaya koydu. Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Raffaele Fitto, kooperatiflerin Avrupa'nın ekonomik ve sosyal hedefleri bakımından önemli ortaklar olduğunu vurguladı. Eski İtalya Başbakanı Enrico Letta da Avrupa'nın ekonomik bütünleşmesi ve stratejik özerkliği açısından kooperatiflerin katkısına dikkat çekti. Kooperatiflerin önemi, farklı sektörlerde üstlendikleri işlevlerden kaynaklanıyor. Tarım ve gıda kooperatifleri üreticilerin ekonomik gücünü artırırken, enerji kooperatifleri yenilenebilir enerji dönüşümüne katkı sağlıyor. İşçi kooperatifleri çalışanların yönetimde söz sahibi olmasını, tüketim ve konut kooperatifleri temel ihtiyaçların ortaklaşa karşılanmasını destekliyor. Finans, sağlık, sosyal hizmetler, sanayi ve ormancılık kooperatifleri de ekonomik ve toplumsal yaşamda önemli roller üstleniyor. Bu çeşitlilik, kooperatifçiliğin belirli bir sektörle sınırlı olmadığını; farklı ekonomik ve toplumsal ihtiyaçlara cevap verebilen evrensel bir örgütlenme modeli olduğunu gösteriyor.
Cooperatives Europe'un yıl dönümü Türkiye kooperatif hareketi açısından da önemli mesajlar taşıyor. Türkiye, köklü kooperatifçilik geçmişi ve farklı sektörlerdeki örgütlenme deneyimiyle Avrupa kooperatif hareketine katkı sunabilecek önemli bir potansiyele sahip. Tarımsal kalkınma, ormancılık, kadın, tüketim, üretim, sosyal hizmet ve diğer kooperatif türleri, Türkiye'nin kooperatifçilik birikiminin farklı boyutlarını oluşturuyor. Yıl dönümü etkinliğinde Türkiye'den Genç İşi Kooperatif'in “People and Community Impact” (İnsanlar ve Toplumsal Etki) kategorisinde ödül kazanması da Türkiye kooperatifçiliğinin Avrupa düzeyindeki görünürlüğü açısından anlamlı bir gelişme oldu. Ancak Türkiye ile Avrupa kooperatif hareketi arasındaki ilişkilerin yalnızca temsil ve toplantı katılımıyla sınırlı kalmaması gerekiyor. Ortak projeler, bilgi ve deneyim paylaşımı, gençlerin ve kadınların yönetimlere katılımı, dijitalleşme, sürdürülebilir üretim ve kooperatifler arası ekonomik iş birliği daha fazla geliştirilmelidir.
Kooperatiflerin gelecekte daha etkin rol üstlenebilmesi için hukuki tanınma, finansmana erişim, kurumsal kapasite, eğitim, teknoloji ve kamu politikalarında daha güçlü temsil büyük önem taşıyor. Özellikle Avrupa Birliği'nin 2028-2034 dönemini kapsayacak Çok Yıllı Mali Çerçevesi içerisinde kooperatiflerin daha görünür hale gelmesi ve finansman mekanizmalarından daha etkin yararlanması gerekiyor. Bunun yanında kooperatiflerin ekonomik, sosyal ve çevresel katkılarının ölçülmesi, kadınların ve gençlerin karar alma süreçlerine katılımının artırılması ve kooperatifler arası dayanışmanın somut ekonomik iş birliklerine dönüştürülmesi önem taşıyor. Avrupa; iklim değişikliği, ekonomik eşitsizlik, kırsal alanların gerilemesi, dijital dönüşüm ve sosyal dışlanma gibi sorunlarla karşı karşıya. Kooperatifler, insanı ve toplumsal ihtiyaçları merkeze alan yapılarıyla bu sorunların çözümünde önemli katkılar sağlayabilir.
Cooperatives Europe'un 20. kuruluş yıl dönümü, geçmişin kazanımlarını kutlamanın ötesinde, Avrupa kooperatif hareketine yeni sorumluluklar yüklüyor. Giuseppe Guerini'nin konuşmasında öne çıkan ekonomik demokrasi anlayışı, kooperatifçiliğin geleceğine ilişkin önemli bir perspektif sunuyor: İnsanların yalnızca ekonomik faaliyetin parçası değil, ekonomik kararların da sahibi olması gerekiyor. Önümüzdeki dönemde temel hedef, kooperatiflerin yalnızca tanınan ve temsil edilen kurumlar olmaktan çıkarak Avrupa'nın ekonomik, sosyal ve demokratik geleceğini şekillendiren etkin aktörler haline gelmesidir. Türkiye'nin de bu ortak gelecekte daha güçlü bir yer edinmesi; bütün kooperatif türlerini kapsayan, sektörler arası dayanışmayı geliştiren ve uluslararası iş birliğini güçlendiren bir yaklaşımla mümkün olacaktır. Çünkü kooperatifçilik yalnızca birlikte iş yapmak değildir; birlikte karar vermek, birlikte üretmek, birlikte sorumluluk üstlenmek ve geleceği birlikte kurmaktır. Ekonomik demokrasinin gerçek anlamı da budur.